11 Haziran 2014 Çarşamba

Küçük Ağa'dan Büyük Dersler


Erler Film'in diğer birkaç yapımında olduğu gibi, mantığın ikinci plana atılacağı ve sırf gülmeye hizmet eden bir proje olarak ortaya çıktığı düşüncesiyle oldukça mesafeli durduğum bir yapım oldu, ilk iki bölümünde Küçük Ağa... Emir Berke Zincidi, Birce Akalay, Sarp Levendoğlu, Zeki Alasya, Sahra Öcal ve Hakan Bilgin'in başrollerinde olduğu dizinin, yayınlanan ilk iki bölümüne göz ucuyla bile bakmadım, ne yalan söyleyeyim... Üçüncü bölümde ne değişti diye sorarsanız; o gün izleyecek bir şey bulamadığımdan seyrettim üçüncü bölümünü dizinin ve sen misin bilmişlik yapan, burun kıvıran?.. 

Verilen Sosyal Mesajlar

Özellikle Öyle Bir Geçer Zaman ki'de Küçük Osman olarak meşhur olan Emir Berke Zincidi'nin, hayat verdiği Mehmet Can karakterinin hayvan sevgisi tüm mesafelerimi sıfırladı. Komşularının nefret ettiği çok tatlı bir sokak köpeğine, arkadaşlarıyla birlikte dur durak bilmeden sahip çıkışı, beni aldı dizinin merkezine ışınladı... Mantık tamamen ikinci planda değildi, yanılmıştım. Hem insanlara hayvan sevgisi aşılanıyor, hem de sokak köpeklerine insanların yaklaşımını değiştirmek adına değerli sosyal mesajlar veriliyordu... Hele ilerleyen bölümlerde, Mehmet Can ve çetesinin mahallenin serserilerinin uğraştığı Fındık'ı, onların elinden kurtarışları ve Maho (Hakan Bilgin) ile hem onlara hem de izleyenlere verdikleri insanlık dersi eşsizdi...


Bundan sonra da, hiç bir bölümünü kaçırmadım Küçük Ağa'nın. O an bir sebeple seyredemiyorsam da mutlaka kaydettim, sonra oturup izledim...

Elbette bu giriş baştan sona senaryoda işlenen konuların, hepsinin mantıklı olduğu anlamına gelmesin. Küçük bir çocuk grubunun çevirdiği oyunların sürekli karakolluk olacak dereceye ulaşması, yanlış birçok mesajında verildiğini gösteriyor ama en azından, birçok dizide olmayan bir konu; "hayvan sevgisi" bangır bangır işleniyor. Deli bir hayvansever olarak, bunu görmezden gelmem mümkün değil... Bugün sırf zevk olsun diye, kedilere köpeklere zarar veren çocukların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Kedisini canlı canlı deşip saatlerce can çekiştiren, bir de bunu kameraya kaydeden insan görünümlü hayvanların varlığını biliyoruz. Nasıl görmezden gelinir bu konu?.. Bunların gelecekte, aşılamadıkları hayvan sevgisinden yoksun çocukları da, çok büyük ihtimalle onlar gibi olmayacak mı?. Bugünü kaybettik, en azından yarını kurtaralım...

Her hafta bir maceranın içerisinde Küçük Ağa; kaçırılmalarını mı dersiniz, çocuk sahibi olamayan komşularının çocuk yurdundan, çocuk sahibi olmalarını sağlamak mı?. Yoksa, sırf müdüre gıcıklık olsun diye yeni aldığı arabasının altına sis bombası koyup yangın çıktı sansın gayretini mi?(!).. İnsanın çevresinde böyle bir çocuk, bir de üstüne çete misali bir grubu olsa, sırf hayvan sevgilerinden ötürü nereye kadar katlanılır bilemiyorum inanın(!).. 

Muhtemelen yine sosyal mesaj adına, Mehmet Can karakterinin lösemi olduğu ortaya çıktı dün akşamki bölümde de... Kanser hastalarının özellikle ihtiyaç duyduğu ilik ve kan konusuna yoğunlukla parmak basıldı ve beş dakikalık kan verme işleminin belki de, bir insana onlarca yıl kazandırabileceği işlendi. Yine çok değerli bir bölümdü yani... Bu hastalıktan muzdarip çocuklarımızın ve onların ailelerinin kendilerini yalnız hissetmemelerini sağlayacak bir destekti aslında, dün akşam ortaya koyulan bölüm... Ve sağlıklı bizlerin sık sık kan vermesi gerektiği de vurgulandı. Aman atlamayalım!.. Hiçbir şey kaybetmeyiz sonuçta...

Bakalım senaryo bu konu üzerinden daha ne kadar ilerleyecek ve Mehmet Can'ın iyileşme serüveninde, diğer hasta çocuklarımıza ve ailelerine nasıl moral verilecek büyük bir merak konusu...

İzlenme Oranları

Dizinin reytinglerine değinirsek, tam anlamıyla şahane olduğunu söyleyebilirim... Her hafta istisnasız diğer rakiplerini açık ara geride bırakıp birinci olmayı başaran dizinin, bundan sonra da bu grafiği koruyacağı açık.

Elbette bugüne kadar Erler Film'in bütün işlerinin yüksek reytingler elde ettiği bir gerçek ancak, Küçük Ağa'nın bu denli bir reyting patlamasına maruz kalacağını kimse tahmin edememiştir zannediyorum. Öyle az dişli rakipleri de yok hani... Hele hele Kıvanç Tatlıtuğ faktörünün boy gösterdiği Kurt Seyit ve Şura dizini büyük bir hezimete uğratması, aslında insanların ekranda ne tür yapımlar görmek istediğinin bir göstergesi... Her şey sırf yakışıklılığa bakmıyor yani... 8 yaşındaki bir çocuğun başrol olduğu bir dizi, reyting listelerini yakıp geçiyorsa, bunun en büyük kanıtı değil midir zaten?..



Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral

BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder