10 Mayıs 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Anlat yahu artık!


Uzun zamandır ilk defa başından sonuna keyif aldığımız bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Kiraz Mevsimi... Mete'yi geçtiğimiz bölümlere nazaran daha az ve etkisiz görmek bile başlı başına keyiflenme sebebiydi tabi. Son kertede yine Ayaz ve Öykü'nün arasındaydı ancak, bölüm döktüğü ecel teriyle sonlandı...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, Öykü'nün yüzüğünü nehre fırlatıp Ayaz'dan vazgeçtiği sahnede bırakmıştık. Uzun zamandır olduğu gibi, yine kötü bir sonla veda etmiştik diziye. Bu bölüm için Şeyma'ya güvendiğimizden olanları pek de dert etmedik ama etmemiz gerektiğini anlamamız da uzun sürmedi...

44. Bölüm

Önce kendi ekmeğime yağ süreceğim elbette
Kızıl Şeytan diyoruz biz ona ve o da hakkını veriyor açıkçası. Her şeyi Önem'e anlatmış olacağını düşünmek, en normal olandı yaşadığı değişimi düşündüğümüzde. Önem ve Mehmet'in karakol önünde olmasına başka bir mana da yükleyemezdik ama karşımızdakinin Şeyma olduğunu unuttuk bir anda... Ne kadar değişirse değişsin, kendisi için daha çok yaşıyordu hayatı. Tabi, Mete belasından kurtulmak için bir yerde de böyle yapmakta haklıydı. O an bu sinirlenme sebebi olsa da, empati kurduğumuzda düşünceler aniden değişiveriyor. Zaten o da durumu açıklamadı ama Öykü ve Ayaz'ı barıştırmak için giriştiği mücadeleyle, gönlümüzü aldı diyebiliriz. 

Yaz kızım!..

Mete'yi uzun zamandır ilk defa köşeye sıkışmış olarak görmekse iyi geldi. Her ne kadar yine bildiğini okumaya devam etse de, en azından bir kalesini kaybetti. Şeyma'nın onu, yaptığı şantajı Öykü'ye anlatmakla yaptığı şantaj-nasıl karmaşık oldu ama-, resmen Nasreddin Hoca'nın "Kazan doğurdu" fıkrasına döndü. Mete'nin dili lâl, Şeyma'nın ise Öykü ve Ayaz cephesinde girişimleri olay oldu... Mete'nin azalarak bitmesini isteyenlerdenim ve halen, ancak bir komaya girip her şeyi unutursa düzelebileceğine inanıyorum. Öylesine derin bir 'yalancı çoban' zira artık gözümde...

Anlatıcam her şeyi... Şaka şaka, daha süründürücem herkesi!

Öykü'nün yaptığı son hamle, Ayaz'ın olmasından korktuğu ama bir o kadar da olması için mücadele ettiğiydi malum. Öykü'yü kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yaptıktan sonra, farklı bir sonuçla karşılaşması da saçma olurdu. Tüm bu olanlardan sonra Öykü'nün ona bu bölüm biraz daha mesafeli davranmasını bekledim ama bu beklentimin gerçekleşmemesine de üzüldüğümü söyleyemem. Ayaz'ın nehre dalıp yüzüğü bulmasından daha kıymetli olan şeyse, birlikteliklerini yeniden sağlaması. O yüzük ya da bir başkası pek de önemi yok. O yüzden, yüzüğü kurtarmaktan önce aşkını kurtarsaydı diyorum...

İntikam, İntikam, İNTİKAM!

Bu bölüm boyunca o yine aşkını kurtarmak için bir mücadele vermedi ama Öykü tüm içinde birikenlerin intikamını almakta kararlıydı. Nitekim ilk hamlesi Ayaz'ın evine temizlikçi gibi sızmak oldu... 

Demek o projeler senin için çok önemli?.. Aklımda bulunsun...

Ah tabi bir de görebilsem, tam süper olacak ama...

Aman sen de beni görme.

Gördüğündeyse...

Duyduğun acı gerçekler şaşırtmasın seni böyle!..

Ayaz'ın, Önem gönderdi diye hiç üzerinde durmadığı temizlikçimiz evin altını üstüne getirmeye kararlıydı ancak, yolda değişen planlarıyla eve dönünce durumu kısa sürede çözdü. Elbette çözdüğüne, çözeceğine de pişman olmadı değil... Öykü'yle girdikleri, "bir hiç uğruna mı?" söz düellosunun kazananı şüphesiz Öykü'ydü ve Ayaz aldığı, "Onca aşk, sevgi, yaşadıklarımız bir hiç uğruna mıydı?" cevabıyla neye uğradığını şaşırdı. Tabi Öykü'nün attığı gol bu kadarla da sınırlı değildi. Ancak söz konusu Ayaz olunca, ikinci gol kale direğinden de dönmesini bildi... Ne diyelim kızıyoruz falan ama zehir gibi oğlan bu. Tebrikler Ayaz, güzel kıvırdın çocuksu çizimleri...

Ooo Kirazcaps alırım bi dal...

Öykü'nüm intikamının bir diğer cephesinde ise elbette Işık vardı. Derste yapacağı özel sunumu, #Kirazcaps'lerden aldığını düşündüğüm ilhamla-;)- trolledi. Hocasının ve tüm sınıfın önünde küçük düşen Işık ilk yenilgisini almıştı ama Ayaz sağolsun, intikamın üçüncü ve son cephesinde ekmeğine yağ sürmeyi atlamadı...

Ben de tam dedim, "Ne diyosun oğlum!"

Korkunçlu bir şey anlatıyor herhalde...

Sanırım...

O zaman biz de biraz renk katalım!

Ne kadar güzelsin Işık...

Şaka şaka, hiçbişeye benzemiyon. 

Ayaz'la değiştirdiği çizimler üzerine telefonda sürtüşürken çalan kapı Işık'ın gelişinin habercisiydi. Akşam onda kalma ihtimali ise üçüncü bir intikam planını doğurdu. Öykü, Şeyma ve Burcu yanlarına aldıkları goril kostümleriyle her ne kadar Işık'ı bir an korkutsalar da, pek de istedikleri gibi bir kapanış yapamadıkları kesin. Üzerine bir de Ayaz'ın Öykü'ye attığı trip tuz biber ekti. Bundan sonrasında Öykü'nün atarlarını izleyecektik, zira bunalıma girmişti...

Kaçma...

Kaçma dedim!

Yakalarım!..

Dikkat çekmeye de çalışırım

Başarılı olamayınca bir afallarım ama ...

Şansını denemekten de vazgeçmem asla...

Onun girdiği bunalımı kendisi için fırsata çevirmeye çalışan Mete'nin Lunapark fikri ise şüphesiz gecenin en çok güldüğümüz sahnelerini izlememize sebep oldu. Eğlencenin ortasında kıskançlığına engel olamayıp oraya gelen Ayaz'la Öykü'nün Sebastian'lı mücadelesi ise görülmeye değerdi... Yalnız tekrar ediyorum; "Söyle ona Sebastian arkadaş kalmak istiyormuş, geliyor ıslak tuvalet terliği!!!"

Money, money, money...

Elimdekini bir hafta boyu peruk sanan Kirazcanlara kaç puan versek Öykü?

Kıymayalım onlara...

Ya da kıyalım, 0 puan!

Ne kadan acımasız bir kız, sanırım aşık oldum!..

Şeyma'nın dönme dolaba binen ikilimizi en tepe noktada buluşturması, yeniden bir işe yaramadı ama en azından Öykü yine içindekileri tek tek kusarak rahatladı. Şahsen bu sahnelerin, Ayaz'ın her şeyi anlatacağı sahneler olacağını düşünmüştüm; büyük bir hezimet yaşadım...

Burnum akmıyordu ki emmi?..

Gecenin sonunda ise Öykü içini boşaltmanın hem rahatlığı hem de gerginliği içerisindeyken, Mete'nin gireceği ihalede gözü olan birinin "kendinden komikli" adamları onu bir anda kaçırdı... Burada cevaplanması gereken ilk soru Mete'nin ne iş yaptığı, ikinci soru ise Öykü'nün kaçırılma sahnesine yazılan kurgunun neden bu kadar yavan olduğu?.. Biz Mete'yi uzun zamandır bir şey yaparken görmüyoruz. Nasıl büyük bir ihaleye girecek iş yapıyor ki, tehditler alıyor... Peki o kaçırılma neydi yahu?.. Zorlama değil, direkt balıklama bir kurgu yaratılmış. Neyse bölümün geneli sebebiyle çok bir şey demeyeceğim ama göze battığını belirtmeden de geçemedim... 

Geceleri uyuyamayan biz (temsili)

Poz verek hadi...

Yine girdi aramıza uğursuz!

Kaçırılma değil de sonrasında olanlar görülmeye değerdi... Eşref ve Şeref'in birbirinden saf ve komik halleri süperdi. Onların halleri sebebiyle Öykü'de de zerre korku yoktu zaten ve o da özellikle kaçırıldığını Ayaz'ın öğrenmesiyle birlikte tadını çıkarmaya başladı durumun. Tabi bölümün sonu saflıklarından beklenmeyecek kadar şeytanice olmayaydı iyiydi. En azından Ayaz'ın açılmasına yarayacak gibi duruyor ancak, göründüğü gibi sonuçlanmayacağı da gerçek...

Gidiyom ben...

Ama böyle mi yolcu edilir? Ayıptır!

Ve bir veda... Bir önceki senaristlerimizin döneminde kadroya dahil olan ve şahsen ilk geldiği bölümden itibaren oldukça komik bir karaktere hayat verdiğini düşündüğüm Zeynep Kankonde'nin konuk oyunculuğu bu bölümle birlikte sona erdi... Necmiye Ala ilk başlarda Öykü ve Ayaz karşısında, sonrasında ise yanlarında bir çizgi çizdi ve vedasında ona kızanlara, "Benim zaten kıymetim sonradan anlaşıldı" diyerek ayar vermeyi de ihmal etmedi... Evet, kıymeti sonradan anlaşıldı ama o da sonradan düzeldi. Kirazcanlar da bir yerde haklıydı yani... Kankonde'ye oynadığı karakteri eşsiz yaptığı için teşekkürler, kısa süre içerisinde Show TV'de yayınlanacak "Ya Tutarsa?" da izleyeceğiz onu bu vesileyle bol bol da başarılar diliyorum...


Dizimize döndüğümüzdeyse, Ayaz'ın elindeki cam parçasıyla tam her şeyi anlatacağı sırada ipleri kesmeyi başaracağını ve yine hiçbir şey anlatmayacağını düşünüyorum ne yazık ki... Gelecek bölümün fragmanı da buna ışık tutuyor gibi. Öykü'nün Ayaz'dan alacağı gerçek intikam görülmeye değer. Tabi sonunda attığı tokat ağır olmuş. Hak etmedi mi?.. Düşünülür... Işık'a gelirsek, Mete ile sevgili olacak diyorduk ama affettiği eski bir sevgili çıkıverdi... Diziye tümden dahil olduğu hissettirilen karakterin Mete ile ilişki yaşayıp yaşamayacağı bir muallaklık içerisine girdi ancak, sonuç olarak artık Ayaz cephesinde bir tehdit oluşturmadığı da kesin. Tüm bunları doğrulamak içinse gelecek bölümü beklememiz gerekecek. E o zaman ne duruyoruz, bekleyelim efenim...

Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Çok çok güzel bir bölümdü kral eleştirecek bir şey bulamadım harika yorumun ve güzel resimlerinle tam oldu arada yazasam da yorumunu sevdiğim tek kralsn iyiki varsın teşekkürler kalemine sağlık ♡♥♡♥

    YanıtlaSil