11 Eylül 2014 Perşembe

Kara Para Aşk: Koşulsuz güven


Yine başından sonuna heyecanın hiç düşmediği bir bölüm... Her an bir merak, her an bir olay derken insanın kafası karışıyor bir süre sonra. Bir sonraki sahnede ne olacağını kestirememek de cabası. Bir önceki bölümün analizinde de belirttiğim gibi, Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat gerçekten döktürüyorlar. Tansiyonun her an yüksek olduğu böyle bir senaryonun altından kalkmayı çok iyi beceriyorlar. Umarım sezon boyu böyle devam ederler. Lafı fazla uzatmayayım ve on beşinci bölümün analizine başlayalım...

Diziyi on dördüncü bölümde, Elif' teslim olmaya giderken son anda -zorla- bindirildiği arabadan sürpriz bir şekilde Ömer'in çıktığı sahnede bırakmıştık... 

On beşinci bölüm

Elif şaşkındır. O da hiç beklemiyordu zira karşısındaki kişinin Ömer olacağını. Önce kendisini tutukladıklarını sanmıştı ama her şeyi öğrenmesi için biraz daha sabretmesi gerekmekteydi. Amir-karakterin adını not almamışım, o yüzden yazı boyunca kendisinden amir olarak bahsedeceğim-'in sürdüğü araba metruk bir binanın önüne gelmiştir... Elif hala ne olacağının merakındadır ama Ömer'in yanında olması ve ona beslediği koşulsuz güven, bu süreçte tek tesellisidir... Nitekim, o metruk binadaki bir masa etrafında oturdu üçü de... Ömer, amire her şeyi anlattığını söyledi ve bir teklifte bulundu. Bu teklife göreyse Elif, Metin'in kendisinden istediği tüm talimatları yerine getirecekti. Her seferinde peşinde Ömer ve amir de olacaktı. Bu, ta ki Metin üzerinden en üstteki kişiye ulaşacakları zamana kadar devam edecekti. Yani Elif, bu süreçte kara para aklayacaktı. Elif bunu ilk duyduğunda, haklı olarak reddetti. Daha fazla suçlu durumuna düşmek istemiyordu. Ama amir, onu bu şekilde kullandıktan sonra işleri bittiğinde, ailesiyle birlikte yok etme ihtimalinden bahsetti... Tayyar'ın ben bu kadar ileri gideceğini zannetmiyorum ama sonuçta bu Tayyar, ne yapacağı da belli olmaz... Elif''e bir süre düşünmek için zaman verdiler ve dışarı çıkan Elif birkaç dakika sonra geri geldiğinde, yaptıkları teklifi kabul ettiğini söylemişti. Elif, artık polislerin gözetiminde kara para aklayacak ve bu sayede üzerindeki dertten kurtulabilecekti... Ne büyük ironi değil mi?..  


Elif'i yeni holdinglerine bıraktıktan sonra Ömer ve amir kahvaltı yapmak için bir çay bahçesine giderler. Ömer, amire bir şeyden hiç bahsetmemiştir. Neyden mi?.. Elif'le aralarında bir şeyler geçtiğinden... Ama amir oradaki hal ve hareketlerinden birbirlerine karşı bir şeyler hissettiklerini anlamıştır. Ömer'e sorduğundaysa, beklediği cevabı almanın kızgınlığı içerisindedir. Ömer'e bu durumun zarar verebileceğini ve Elif'le birlikte olmaması gerektiğini sert bir dille anlatmıştır. Ömer, kabul etmiş görünmektedir bu sıralarda ancak, kalbe söz geçirmek ne mümkün... İkisi yan yana geldikleri her sahnede, etrafta küçük kalplerin uçuşması eksik kalıyor sadece...


Levent'i aslında geçen sezon da bırakmıştık. Bahar sayesinde Elif'e aşık olan Levent, Ömer'in posta koyması sonrasında görevinden istifa etmiş ve ayrılmıştı. Şimdi ise yeni holding binasını kutlamak için Elif'in yanındaydı. Elif ondan şirkete geri dönmesini istedi. Önce biraz ayak diretir gibi oldu ve Ömer yüzünden gelmek istemediğini söyledi ama Elif, artık Ömer'le aralarının eskisi gibi olmadığını söylediğinde gözleri parlayan Levent; bu geri dönüş teklifini hemen kabul etmişti. Bu geri dönüş, Bahar için de bir vedanın resmi olacaktı... Daha sonra Bahar'ın evine giden Levent tüm eşyalarını toplamış, tam evden ayrılacakken Bahar eve gelmiştir ve gördüğü manzara karşısında haklı olarak şoktadır. Tabi Levent'in neden gitmek istediğini biliyordur. O da artık Elif'e ilgi duyduğunun farkındadır. Ona bununla ilgili hesap soracak gibi olmuşken, hemen Levent'den ayarı yemiştir... Adam haklı, kaç kez kendisini bu işin içerisine sokmamasını istemişti ondan. Ama gözünü para hırsı bürüyen midesi geniş kızımız, onunla sevgili olması için baskı yapıyordu ona... Levent sadece bu isteğini yerine getirmişti aslında... Tek bir farkla; Bahar yalandan aşık olmasını istiyordu ama erkek bu sonuçta ve gönlü Elif'e gerçekten kayıvermişti, en sonunda...

Bu arada Aslı, artık uyanmıştır ve son dönemlerde yaşadığı hiç bir şeyi hatırlamıyordur. Annesini öldürdüğünün bilincinde olmadan, odaya gelen Tayyar'a; "annesine hala gelmediği için" ne kadar kırgın olduğundan bahsetmekteydi. Önce, "yine rol mü yapıyor" diye sorguladım ama daha sonra Elif gelip, annelerinin öldüğünü söylediğinde verdiği tepki şüpheye mahal bırakmamıştı... Aslı, bir kaza sonucu annesinin ölümünün yolunu hazırlamıştı ama bu, karakterin bence sergileyeceği bir tutum değildi. Aslı'nın sadece kendisine zarar verme eğilimi var ve sırf Nebahat Çehre diziden ayrılmak istediği için onun haleti ruhiyesi kurban seçilmişti... Üzerine bir de kocasını kaybettiğini öğrenecekti... Bu kadın delirmesin de ben mi delireyim şimdi?..


Tayyar, Aslı'yı gördükten sonra aşağıya inmiştir. O depovari, kirli işlerini yaptığı yere... Metin orada kendisini beklemektedir... Bu arada geçen bölüm Tayyar çekiçle ezdikten sonra, parmaklarına bir şey takmayan HULK(!) Metin'in bu sefer parmaklarında korumalık vardır... E be Metin, e be Metin; senin acıların sonradan geliyor herhalde bünyeye... Neyse... Tayyar, Elif'in o gün kaybolduğu bir zaman diliminde-Ömer ve amirle görüştüğü dilim- nerede olduğunu bilmeyen ve üzerine sürekli Nilüfer'i arayan Metin'e oldukça kızgındır ve geçen bölüm ezdiği parmaklarını sıkmaya başlamıştır... Elif'in peşinden ayrılmamasını ve Nilüfer'in de peşini bırakmasını dikte ederek onu postalamıştı... Metin, aslında içten içe her yaptığından pişman... Ama bir kere elini kaptırmış işte...




Ömer, annesinin ısrar kıyamet telefonları sonrası eve gelmiştir... Günün yoğunluğundan, arkadaşının çocuğunun o gün yapılacak ve kendisinin de kirve olacağı sünneti unutmuştur... Hemen tüm hazırlıklar yapılır ve akşam mahallenin parkında sünnet töreni düzenlenir... Melike tam diğer komşulara Elif üzerinden hava atarken, bu muhabbeti duyan Ömer onu kenara çekmiş ayar vermek istemektedir ama ne mümkün... Melike'yi susturmak, Tayyar'ı her şeyin suçlusu olarak yakalamaktan daha zor bence... Tam Ömer pes etmek üzereyken salak yeğeni yanına gelmiş ve Elif'in geldiğini söylemektedir... Elif'in gelmesi Ömer'i şaşırtmıştır. Bir süre ikili konuştuktan sonra, artık düğünün müzikli eğlence bölümü başlamalıdır ve -saçma- adet nedeniyle bu eğlenceyi başlatan isim kirve olmalıdır. Ömer giderken Melike, Elif'i de oynaması için teşvik etmektedir ama Elif'in reddetmesinden cesaret alan Ömer, "o anca tango, flamenko oynar" diye laf geçirmiştir... Ömer, Arda ve Pelin kurtlarını dökerken, Pelin'in de yoğun ısrarı sonrası Elif sahneye gelmiştir ve bizim ikili trans olmuş bir biçimde dans etmeye başlamışlardır. Öyle ki, Ömer bir süre sonra kendisini damatlıkla, Elif'i de gelinlikle hayal etmeye bile başladı... Müzik bittiğindeyse, transı devam eden ikilimiz hala oynamaya devam etmektedirler... İki deli aşık...

Danstan sonra Elif, sünnet çocuğuna bir tomar(!) para takmış ve oradan ayrılmıştır. Tam bu sırada ise şerefsizlerin lordu Hüseyin düğünde belirmiş ve Taner'in hapishanede intihar ettiğini söylemiştir... Ömer, Arda ve Pelin bu duydukları karşısında şoktadır... Hemen hapishaneye gitmişlerdir ve onu öldüren adama olayı anlattırmaktadırlar... Adam, sabah kalktığında kalorifer borusuna asılı olduğunu söylemektedir... Ama biz geçen bölüm sadece sesini duyduğumuz o boğulma sahnesine götürüldük... Taner'i adam tam boğarken, birden içeriye gardiyan girmiş ve o halde Taner'e zorla intihar mektubu yazdırmışlardır... Mektubu yazdıktan sonra ise malum son... Bu sahnelerden fotoğraf almak istemedim... Taner'e gerçekten çok üzüldüm. Hiç bir suçu olmamasına rağmen resmen adam feci bir şekilde katledildi... Hiçbir şey için olmasa bile, sırf bunun için Tayyar'a çok çok çok kızmaktayım!.. Ömer, inanmamaktadır Taner'in intihar ettiğine... Daha sonra karakolda bunların şerefsiz amirinden, Arda ve Pelin ısrarla bir gün süre istemiştir... Adam daha fazla karşı çıkamayarak bu teklifi kabul etmiş ve aldıkları intihar mektubunu Ömer, uzman bir hattata Taner'in diğer el yazılarıyla karşılaştırması için götürmüştür... Bu inceleme sonrasında ise Ömer haklı çıkacaktır...





Elif'in artık kendisini korumayı öğrenmesi gerekmektedir. Zira Ömer, sonunun Taner gibi olmasını istememektedir... Ömer, Elif'i almış ve ormanlık bir alana götürmüştür. Silah kullanmayı öğretecek ve atış talimi yaptıracaktır... Elif önce bu duruma karşı çıkar ama daha sonra daha fazla ayak diretmeden teklifini kabul eder... Bu sırada amir de ikilimizi ağaçların arkasından izlemektedir. Elif'in o olmadan nasıl bir tutum sergileyeceğini merak ediyordu muhtemelen... Elif ilk atıştan sonra silah elinden uçtuğunda, büyük bir korku yaşamış ve bir daha yapmak istememektedir. Ama Ömer arkasına geçmiş ve ona nasıl silah tutulacağını ve nişan alacağını gösterdikten sonra kendisine bir cesaret geldi ki sormayın gitsin!.. Ömer'in kollarında bir mayışmalar, bir kendini salmalar falan... Deli be bunlar!.. Elif, Ömer'e; "daha ne kadar böyle birbirlerinden uzak kalacaklarını" sorduğunda istediği cevabı alamaz ve o sinirle nişan aldığı tahta hedefi tam on ikiden vurur!.. Daha sonraki atışları da başarılıdır ve azmi amiri de oldukça etkiler... 


Ömer daha sonra Elif'i bir cafeye götürür. Ömer'in halinden kendisine kötü bir haber vereceğini hemen anlayan Elif, ne olduğunu sormaktadır... Ömer ise Taner'in intihar ettiğini söylemiştir... Tabi, intihar ettiğine inanmadığını da... Elif de suçsuz olduğuna inandığı Taner'in ölümünü kuşkulu bulmaktadır ve büyük bir şoka girmiştir yeniden... Tabi, daha çok bileylenmiştir de bu olandan sonra... Taner, kayınpederi ve kayınvalidesinin yanına gömülmüştür... Üç kız kardeş, üç sevdiği insanın mezarının başında göz yaşı dökmektedir... 



Tayyar'ın bir sonraki hedefiyse Pınar'dır... Pınar'ı açıktaki teknede bulan Sahil Güvenlik ekipleri hemen hastaneye kaldırır ve Pınar kendisine geldiğinde doktorlara, Tayyar kendisine ulaşamasın diye; "hiçbir şey hatırlamadığını" söyler... Bir süre için ulaşamaz da... Ama Pınar, keyfi yerinde televizyon seyrederken birden odadan içeriye Tayyar girer... Pınar donup, kalmıştır... Ne olduğu veya olacağıysa bir sonraki bölüme kalmıştır...



Elif'in evlerinin güvenliğini sağlayan yaşlı bey amcamız(!) adres sormak bahanesiyle oraya gelen bir adam tarafından dışarıda oyalanırken, arkadan Metin eve girmiştir... Ömer de Elif'i eve bırakmıştır ve Elif şimdi bir başka şoku yaşayacaktır... Aslında iki şok birden... Eve giren Elif, yukarıda bir odanın içerisinde ışık görür ve kapıyı açtığında karşısında Metin oturuyordur... Önce biraz bağırıp çağırdı ama saçlarından kavrayan Metin, ona; "bir aile dramını izlettireceğini" söylemektedir... Ve kumandayı tuşlamıştır...Karşısında, Aslı'nın annesini öldürdüğü sahnenin görüntüleri vardır... Elif dumur olmuştur... Ne diyeceğini bilemez bir haldeyken, Metin onu Aslı'nın psikolojisi üzerinden vurmaya başlamıştır... Sonunda, şimdi de Aslı'ya bir şey olmasın diye İtalya'ya kara para aklamaya gitmeye ikna olmuştur... Bileti veren Metin, evden ayrılmak üzeredir...


Ömer, arabayla eve doğru giderken uzman hattat aramıştır... "El yazısının Taner'e ait olduğunu ancak, yazının zorla yazdırıldığını" söylemektedir... Yani, Taner'in intihar etmediği anlaşılmıştır... Ömer tam onun yanına gidecekken ise Elif'in arabasında unuttuğu telefonu çalar... Ömer, hattatın yanına gitmeden önce Elif'e telefonunu vermek için evine geri döner... Eve vardığında da bizim tonton güvenlikçimiz ayrılmak üzeredir. Ömer telefonu vermesini istemiştir ama o da Ömer'e kendisinin çıkartmasını söylemektedir... Metin evden ayrılmadan önce Nilüfer'in bir eşyasını almak istemektedir... Tam Elif onu kovmak üzereyken, kapı çalmış ve gelen tabi ki Ömer'dir... Metin, kafasına silah dayadığı Elif'ten "gitmesini söylemesini" istemektedir... Bu sessizliğin hayra alamet olmadığını anlayan Ömer ise iyice kuşkulanmaya başlamış ve bölümün perdesi bu anlarda aşağıya inmiştir...

Ne bölüm ama değil mi?.. Baştan sona soluksuz izlediğim gibi de, kaleme aldım... Sıkı okuyucularım bilirler, ben böyle ağır dramlardan hiç hoşlanmıyorum aslında ama bu yapımda öyle bir aşk, tutku, heyecan, macera ve aksiyon vaat ediliyor ki; uzak durmam mümkün değil... Kara Para Aşk, şüphesiz bugüne kadar izlediğim en kaliteli yapımlardan birisi. Umalım da bu kalitesi, final yapacağı bölüme kadar korunsun ve yine umalım, dizi hak ettiği reytingleri artık alabilsin... 

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

2 yorum :

  1. Güzel Köylü ve Benim Adım Gültepe'yi de bekliyoruz. Ben izleyemediğim için bölümü, çok yorum yapamayacağım. Ama çok güzel bir yazı olmuş yine. Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
  2. cok guzel yorumlamissiniz. ben de soluksuz izledim dun aksam ama hala daha su zaman olayini ayarlayamamalari beni rahatsiz ediyor. Baba oleli bir ay oldu herhalde diziye gore. duygu gecisleri samimi gelmiyor ondan sonra. bi tikaniklik var bu noktada. biraz daha ozense senaristler. yada yonetmen bir sekilde kurtarsa bu durumu da biz de doya doya izlesek rahatsiz olmadan.

    Elif ve omere bayiliyorum ya, gercekten herhalde izledigim en uyumlu cift insan bakmalara doyamiyor.. Azicik daha ozenseler bu diziye gercekten guzel olacak. oraya iki gun sonra yazmakla vakit gecmiyor senarist ablalar. azicik gercek hayata benzetin. evcilik oyunu gibi oluyor boyle. simdi sen katil olmussun artik ben sana asik olmusum. simdi bunlar bize gelmis tadinda.. anlatabildim mi bilmiyorum ama baya samimiyetini dusuruyo yasananlarin. O oyunculara yazik oluyo.. biraz ozen lutfen..

    YanıtlaSil