25 Eylül 2014 Perşembe

Kara Para Aşk: Kıskacın gölgesi


Burnundan kıl aldırmayan Tayyar'ın ilk defa soğuk terler döktüğü bir bölümdü dün akşam yayınlanan on yedincisi. Özellikle Ömer'in çıkışı karşısında neye uğradığını şaşırması şahaneydi. Üzerine bir de Elif'den hamle gelmesi, Ömer'in ekmeğine yağ sürüldüğünü gösterir nitelikteydi. Ama bu Ömer için hiç iyi olmayacak gibi duruyor. Zira bölümün sonunda Tayyar'ın, Hüseyin ve amir Ali'den istediği Ömer'in tüm planlarını alt üst edecek gibiydi... Tüm bunların gölgesinde bakalım dün akşam yayınlanan bölümde neler olmuş...

Dizi geçtiğimiz bölümde Tayyar'ın verdiği kokteyle sürpriz yumurta misali giden Ömer'in, Taner'in ölümü ve daha birçok şeyden sorumlu olarak onu gördüğünü söylemesiyle ve Tayyar'ın şekilden şekle giren yüz ifadesiyle sona ermişti... Ama elbette, "evet, ben yaptım" demeyecekti...

On yedinci bölüm

Ömer'in dedikleri karşısında nutku tutulan Tayyar, elbette tüm dediklerini bir hayal misali geri itekliyordu. Hatta Ömer'e bir doktora görünmesini dahi önermekteydi. Ama Ömer'in pes etmeye niyeti yoktu. Şimdi de Pınar üzerinden ilerliyordu. "Pınar'ın bir yatta yarı ölü vaziyette bulunmasının, nasıl bir şans olduğunu" dile getirdiğinde ise Tayyar'ın hemen arkasına sığındığı şey, yaptığı yardımlar, okuttuğu öğrenciler ve ne kadar büyük bir iş adamı olduğuydu. Konuşmalarında bir gerilim olduğunu sezen Elif de yanlarına gelmiştir ama Tayyar, "birazdan yanına geleceğim" diyerek onu göndermiş ve Ömer'in de attığı bu bomba sonrasına gitme vakti gelmişti. Ancak, bu restleşmenin ucu Ömer'in mesleğine kadar gidecekti... 




Ömer gittikten sonra, kokteylin açılış konuşmasını yapmak için Tayyar kürsüdeydi ama nutku öyle bir tutulmuştu ki, ağzından laf çıkmıyordu. Sonunda okuttuğu öğrencilerden birini kürsüye çağırdı ve içeriye geçti. Tansiyonu oldukça düşen Tayyar'ı, ilk defa bu kadar korkmuş ve telaşlı görüyorduk bizde. Daha sonra yanına Elif geldiğindeyse, Ömer'le aralarında geçen konuşmayı, masum bir insan profiliyle anlatmaktaydı. Elif ise elbette, Tayyar'ın melek gibi bir insan olduğuna inanıyordu. Ömer'i arayıp bunun hesabını soracaktı... Tayyar bu konuşmanın ardından Pınar'la mekandan ayrılmış ve arabada Hüseyin'i aramıştı. Onunla hemen görüşmek istiyordu ancak, Hüseyin "ben ne zaman müsait olursam, haber veririm" diye rest çekip ertelemişti bu görüşmeyi...


Arda ile Pelin ise evdeki boyama faslının ardından yerleşmeye girişmişlerdi ki, Arda'dan Pelin'in dudaklarına konan aşk öpücüğü; ikili arasındaki tüm dengeleri değiştirecekti. Pelin bu öpücük karşısında neye uğradığını şaşırmış ve Arda'nın suratına tokatı indirmiştir. Hemen sonra arabasına atladığı gibi gitmiştir oradan. Tabi aralardaki bağırış ve çağrışlardan bahsetmiyorum. İkili bundan sonra karşı karşıya geldiği her ortamda, yüksek gerilim hattı misali takılacaktı. Özellikle Pelin, Arda'nın boşanmak üzere olduğu karısına; "biz arkadaşız" dediği için bu olanlar karşısında tepkisi sertti. Zira, ikilinin arasında bir şey olduğunu düşünerek kadın Arda'ya boşanma davası açmış ve bu durumda da haklı çıkmıştı...


Ömer, Tayyar'la olan düellonun ardından hemen amirle buluşmaya gitmiştir. Olanları anlatan ve Tayyar'ın verdiği tepkiler karşısında haklı olduğuna inanan Ömer oldukça keyifliydi. Ama şimdi her şeye daha çok dikkat etmeleri gerekmekteydi. Tayyar'ın bunun üzerine rahat durmayacağı kesindi ve amir bu konuda aslında biraz huzursuz gibiydi. Amirle olan görüşmesinin ardından ise Ömer, arayan Elif'le buluşmak üzere çay bahçesinde onu beklemekteydi...



Elif geldiğinde direkt konuya girmesi kaçınılmazdı. Tayyar'ın nasıl bir adam olduğundan, onlara nasıl yardım ettiğine, nasıl arkalarında durduğuna kadar a dan z ye ne varsa anlatmış ancak, Ömer'in anlattıkları sonrasında aklı iyice bulanmıştı. Taner'in esrarengiz ölümü, Pınar'ın bir yatta yarı ölü bir şekilde bulunması ve bunların hem kıskançlık, hem de başka meseleleri kapatmak adına atılmış adımlar olduğunu söylemesi karşısında, kimin olsa aklı bulanırdı... Elif'e çok dikkat etmesi gerektiği ve Aslı'yı hastaneden, Nilüfer'i de Tayyar'ın evinden almasının sağlıklı olacağını söyledi. Elif'in atacağı adımlar da bugüne kadar inandığı gerçekleri artık sorgulamaya başladığını gösterir nitelikteydi...


Telefonu bir türlü susmayan Ömer'i şimdi de, karakoldan bir polis aramış ve amirin kendisiyle görüşmek istediğini söylemiştir. Ömer emniyet merkezine geldiğinde, ne sebeple çağrıldığından emindi. Arda ve Pelin'e Tayyar'a gittiğinden bahsettiğinde, onlar da bu çağrılmanın nedenini anlamıştı. Odasına gittiğinde Ömer'e her zamanki konuşmalarından birisini yapan ve anlattığı tüm konuları bugünlerin meşhur siyasi söylemi, "velev ki" ile geçiştiren amire Ömer odasından çıkmadan önce, büyük bir gol atmadan edemedi. Ne kadar dürüst, namuslu ve haysiyetli bir polis amiri olduğundan ve böyle bir olayı örtbas edecek birisi olmadığından bahsetti... Adam tabi gelen bu gol karşısında oldukça hiddetlenmiş ve o gittiğinde de hemen Hüseyin'i arayarak yanına çağırmıştı...


Hüseyin geldiğinde ise amir, "Ömer'in  her şeyi çözmeye başladığını ve bu durumun iyice tehlikeli bir hal aldığını" söyledi ve Ömer'in ensesinden bir saniye dahi ayrılmaması gerektiğini öğütledi. Hüseyin amirin odasından çıkıp bizimkilerin yanına geldiğinde, üçünü de alıp dışarıda konuşacaklarını söyledi; ardından da onları bir kebapçıya götürdü. Ömer, aynı şeyleri tekrar edeceğini düşündüğünden boşuna gerilmemek için oturmaya niyetli değildi ama Hüseyin farklı bir taktik uygulamaya karar vermişti... Her şeyi Tayyar'ın yapmış olabileceğinden o da artık kuşkulanıyor gibi davranıyordu. Ömer de tabi buna hemen kanmıştı. Artık, attıkları her adımdan anında haberi olacak ve engellemesi gerekli yerlerde müdahale etmesi daha da kolaylaşacaktı... 


Elif ise hastaneye gitmiş Aslı'nın doktoruyla görüşüyordu. Artık durumunun daha iyi olduğunu ve gittikçe düzelmeye başladığını öğrenmiş ve hemen yanına gitmiştir. Aslı, gerçekten düzelmeye başlamıştır ama halen olan biten hiçbir şeyi hatırlamıyordur. Elif, "artık eve gideceklerini" söylediğinde, Aslı oldukça sevinmiş; kapıda onları gizlice dinleyen Tayyar ise oldukça gerilmişti. Aslı ile konuşmasının ardından Tayyar'ın odasına giden Elif, "artık Aslı'yı eve götürmek istediğini ve Nilüfer'in de artık onda kalmasına gerek olmadığını" söylemişti... Tayyar anlamıştı ki, Ömer'in ektiği tohumlar yavaş yavaş filiz vermeye başlamıştı. "Ne kadar kırıldığını ve Ömer'in anlattıkları sonrasında böyle davranmasına oldukça içerlediğini" söyledi Elif'e ve oda hastanede çekilen kayıtları izlediğinden bahsetti. Hiçbir şeyden haberi yok gibi davranan Tayyar oldukça şaşırmış görünürken, "annesini Aslı'nın öldürdüğünü ve bu olayı onun kararı olmadan gizlenemeyeceğini" söyleyen Elif'in karşısında, Tayyar yine köşeye sıkışmıştı. Söyleyecek çok da sözü kalmamıştı ama yine "sizi korumak için" teranelerini savurmaktan geri durmuyordu. Elif odasından çıktığında ise elinin altına ilk gelen nesneyi yumruklaması nasıl bir ruh halinde olduğunu gösterir nitelikteydi...



Elif, Aslı'yı almış ve eve getirmiştir. Annesini öldürdüğünü hatırlamayan Aslı, "bundan sonra annesinin odasında yatmak istediğini" ve odaya geçtiklerinde, Elif'e "hamile olduğunu" söylemişti. Elif, çocuğunun alındığını da hatırlamayan Aslı'ya diyebilecek bir şey bulamazken; sessiz kalmak en iyisiydi. Aşağıya indiğinde Bahar'ı karşılayan Elif'in şimdi de telefonu çalmış, arayan ise Pelin'di... "Dertleşmeye ihtiyacı olduğunu" söyleyen Pelin'e, "Aslı'yı yalnız bırakamayacağını" söylemişti Elif ama ağladığını fark ettiğinde, oldukça telaşlanmış ve nerede buluşacaklarını kararlaştırmışlardı...


Ömer ve Arda ise bir meyhanede oturmaktadır. Arda, Pelin'le aralarının neden açıldığını söylediğinde; Ömer kendisine eğlenecek bir konu bulmuştu. Tam onlar bu konuda konuşurken, kapıda Elif belirmişti... Ömer, Arda'ya onun mu çağırdığını sormaktaydı ama onları gören Elif çoktan çıkmıştı mekandan. 



Tam dışarı çıktığında ise Pelin gelmiştir ve içeride bizimkilerin olduğunu duyduğunda hemen başka bir mekana geçmeye niyetlenir. Ömer ise peşlerinden gelmiş ve zorla ikisini içeriye sokmuştur. Masaya oturduklarında, Pelin içten içe taşarken; Arda ile bağıra çağıra konuşmaya başlamışlardır şimdi. Arda en başından beri onu ne kadar sevdiğinden bahsetmekteyken, Pelin karısıyla zaten kendi yüzünden boşandığını ve böyle bir aşk durumunda kadının haklı çıkacağından dert yanıyordu. Onun durumu gayet açıktı yani... Tabi bu bağrış çağrış bir yere varmamış, önce Pelin ardından da Arda mekanı terk etmiştir. 


Elif'le başbaşa kaldıklarına ise Pelin ve Arda'nın durumlarını kendilerine benzeten Ömer'e Elif, "onların en azından konuşabilecekleri ortak bir konuları olduğunu" söyleyerek bir güzel lafı koymuş ve o da mekandan ayrılmıştır. Elif'in dedikleri karşısında afallayan Ömer de kendisini içkiye vermiştir haliyle... 


Sabahki telefon görüşmesinden sonra nihayet Hüseyin ve Tayyar da bir araya gelmiştir. Tayyar, Ömer'in yaptıklarından bahsetmiş ve önünü kesmesini istemektedir ondan. Hüseyin ise "ülkenin en cevval üç polisinin artık peşinde olduğunu ve dikkat etmesi gerektiğini" söylemiştir. "Dördüncü en cevval polisin de o olduğunu" söyleyen Tayyar, üçünü engellemenin bu sebeple ona düştüğünü hatırlatmaktadır şimdi de... 


Elif, Nilüfer'i almak için Tayyar'lara gelmiştir ama Nilüfer, "orada daha güvenli olduğunu" söyleyerek gitmek istemez onunla... Elif de çok ısrarcı olmaz ve Nilüfer'i korkularıyla başbaşa bırakıp gider. Malum, geçen bölüm Metin'den oldukça korkan Nilüfer'in totosu oldukça tutuşmuş moddadır. Tabi Metin'in bir sonraki hamlesi ise inanılmaz olacaktır...





Ertesi gün Ömer'in doğum günüdür ve annesi Elif'i aramış, doğum gününe onu da davet etmiştir. Elif hediyesine kadar hazırlanmış ve tam gitmek üzereyken, Bahar tüm yılanlığıyla onu Ömer'den yine uzak tutmayı başarmış ve o da doğum gününe gitmekten vazgeçmiş, elleriyle yaptığı hediyeyi de çöpe atmıştır... Ömer ise doğum gününe çağırdığı için önce annesine hafif kızar ama Elif'in gelmemesi onu oldukça etkiler. 


Daha sonra Hüseyin'le konuşmaya başlarlar, mücevherlerin olduğu kümesin yanında... Elif'le arasındaki bağın tam olarak kurulamamasının tek sebebinin, Sibel ve onun babasının öldüğü gece olduğunu söyleyen Ömer'in bu anlattıkları karşısında Hüseyin oldukça etkilenmiştir. İş işten geçmişken, Ömer'in onların katilinin yani kendisinin peşinde olmasından rahatsızlığı haliyle devam etmektedir...




Doğum günü eğlencesinden(!) erken ayrılan Arda ise Pelin'in kapısındadır şimdi. Oldukça fazla içen Arda alkollü alkollü kapısına dayandığı Pelin'e, onun da kendisini ne kadar çok sevdiğinde bahsetmektedir. Pelin gitmesini istemektedir ama Arda'nın gitmeye niyeti olmadığını anladığında arayıp Ömer'i çağırır oraya. Ömer zar zor ikna ettiği Arda'yı alıp götürür oradan. 


Arda'nın sevgiye dair söylediklerinden oldukça etkilenen Ömer, onu bıraktıktan sonra Elif'i arar ama o sırada kara kara düşünerek resim çizen Elif telefonu açmaz... Daha sonra amirin yanına gider ve ondan bir şey saklamayacağını, Elif'i ne kadar çok sevdiğinden ve onu affettiğini söyleyeceğinden bahseder. Amir'in söyleyecekleri ise bölümün sonunda belirecektir...


Sabah uyanan Elif, telefonuna Ömer'in gönderdiği sesli mesajları dinlerken kendinden geçmektedir. Ömer ona sabah için buluşma teklif etmiştir amirle konuştuktan sonra ve sabah olduğunda da hazırlanmış, kahvaltıcıda Elif'i beklemektedir...


Hüseyin, Amir Ali'nin Ömer'in doğum gününde attığı mesajın ardından sabah, Tayyar'la daha önce buluştukları mekana gelmiştir. Tam Ali'ye neden çağırdığını soracaktı ki, Tayyar geldi peşinden ve "Ömer'in hapse gidip Taner'i öldüren adamla konuştuğunu ve ağzından laf almaya çalıştığını. Adamın da kendisiyle ufak da olsa bir bağı olduğunu" söylemiş ve "Ömer'i usulsüzce görevden almalarını" istemiştir. Şahsen ben önce öldürülsün istiyor sandım. Hüseyin de önce öyle sandı bence. Aslında Ömer için ölümden bir farkı da olmayacak eğer polisliği elinden alırlarsa. Bu kadar büyük bir usulsüzlük de yapmazlar artık Hüseyin ve Ali ikilisi bir olup... Yaparlarsa da, peşinen benden bir YUH!..




Ömer büyük bir heyecanla Elif'i beklemekteyken, o da çıkar gelir çok bekletmeden... Ömer, kara para aklama konusunda onu affettiğini ve kendisini için ne kadar değerli olduğunu söyledi hemen ardından. Bomba ise bunların peşinden geldi... Elif'e "seni seviyorum" demişti... Elif, duydukları karşısında oldukça duygulanmıştı ama hemen sonra yüzünün şekli değişti ve anısında geceye gittik... Ömer kendisiyle konuştuktan hemen sonra amir, Elif'e "Ömer'den uzak durmasını istediğini" söylemiştir... Anıdan döndüğümüzde ise Elif, "artık ben seni sevmiyorum" demiş ve bölümün perdesi aşağıya inivermiştir...

Ömer'i kötü günlerin beklediği aşikar. Hem görevinden olmakla karşı karşıya, hem de çok sevdiği kadın "ben artık seni sevmiyorum" demiştir ona... Elif'i de kolay günler beklemiyor haliyle... Hala İtalya'ya kara para aklamak için yeniden gidip gitmeyeceği belli değil. Ayrıca Metin'in, Nilüfer'e imam nikahı kıydırma girişiminin olumlu sonuçlanması halinde; o tarafta değişen dengeler de Elif'i oldukça yaralayacaktır. Yani ne Ömer, ne de Elif etraflarını saran kıskaçtan kurtulabilecek önümüzdeki bölümlerde... Aksine her bölümde etraflarını daha da sıkan bir hal almış durumda bu kıskaç ve Kara Para Aşk, bu kıskacın gölgesinde daha uzun süre devam edecek gibi... Ne diyeyim, Allah bize sabır versin dilerim!..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder