2 Eylül 2014 Salı

Ulan İstanbul: Karmakarışık olaylar


İlk defa çevirdikleri bir dolabın çözümü diğer haftaya sarkan çetemizin, on birinci bölümde başlarına gelenler için trajikomik diyebiliriz. Ceyhun'un her an enselerinde oluşu, bunca bölüm duygularını saklarken -oyundan- bir kadınla ilgilenen Ferdi'yi kıskanıp olay çıkartan ve muhtemel planlara zarar verecek olan Derya'nın aşırı saçmalayışı ve özellikle de kobay niyetine kullanılan, en son sahnesinde verilen ilaç nedeniyle bilincini yitiren Karlos'un çete için kendini daha ne kadar feda edeceğini sorgulatan bir bölümdü izlediğimiz... Gelin bölümün analizine girişelim...

On birinci bölüm
Bir hapishane sahnesiyle açıldı bölümün perdesi... Cepçilikte dünya markası olan bir karakterin hapisten çıkışını gördük. Tabi çıkarken, hapishane müdürünün önce telefonunu daha sonra da cüzdanını çalan bir cepçi... Sanırım hapishane sınırları içerisinde yapılan hırsızlıklar, adi suç kapsamında değerlendirilmiyor. Bölümün başında ben bunu bir düşünmeye başladım ki sormayın!.. Karakterin özelliklerini vurgulamak için, hırsızlık yapması elbette olağandı ama bunu kolluk kuvvetlerinin gırla olduğu bir ortamda hem de hapishane müdürüne yapması; ironinin dik alasıydı... Ve şahsen ne etkilendim ne de güldüm bu sahnelerde...


Bizimkilerin bahçesine ise mahalleli doluşmuştur. Geçen bölüm, Gazanfer Nevizade'nin büstünün önünde buldukları tapulardan sonra orayı bir yatır haline getirmişlerdir... Ağaçlara çaputlar, dikilen mumlar derken bizimkiler iyilik yaptıklarına pişman oldukları bir süreçten geçmeye başlamışlardır. Yalnız bu konu sadece, bölümün başında işlendi. Bölüm boyunca bu konuya bir daha eğilinmedi. Karmakarışık bir olay örgüsü olan bu bölümde, muhtemelen ona sıra gelmedi. Artık, bir dahaki bölümlere kısmet...

Bölümün başında hapisten çıktığını gördüğümüz cepçi ise şimdi, Tuncer'in yanındadır ve elbette Kandemir'i sormaktadır... Meğersem bu cepçi, Kandemir'in eski adamlarından birisiymiş ama bizimkilerin, "parası olandan, ihtiyaçları kadar olanını almak" felsefesine uymak işine gelmemiş ve bu sebeple çeteyi terk etmiş. Daha sonra da aç gözlülüğünün kurbanı olmuş ve iki yıl hapse mahkum edilmiş. Tuncer önce vermek istemedi gibi hissettim ama sonunda, bizimkilerin Çin lokantasından ve konaktan bahsetmişti. Cepçimiz-ki adı Doğan bu arada-, oradan ayrılmış ve mahallenin yolunu tutmuştur... Mahalleye geldiğinde ise muhtar ve Hayati'ye, yani tam olmayacak adamlara bizimkileri sormaktadır. Elbette bilgi vermeden önce, didiklemişlerdi kim olduğunu ve sonrasında evin yolunu tarif ettiler. Arkasından Hayati'nin dedikleri ise şahaneydi. Hayati malum bizimkilerden pek hoşlanmıyor ve her bulduğu fırsatta arkalarından atıp tutmaktan da geri durmuyor...Aslına bakarsak, Hayati kimseden hoşlanmıyor... Değişik bir adam kendisi...


Doğan kılık değiştirmiş ve restoranın yolundadır... Restorana geldiğinde ise Shan Li'ye bir yemek sipariş etti ve gelen yemeğe bıyığından yolduğu bir tel kılı yerleştirerek şikayet bahanesi yarattı. Shan Li'ye patronunu çağırmasını söyledi ve bizimkiler geldiğinde ise bir süre daha rol yaptıktan sonra gerçek kimliğini açıkladı... Elbette, karşılarında Doğan'ı gören çetemiz oldukça sevinmişti. Doğan, çeteden ayrılmıştı ama hiçbir zaman bozulmamıştı araları. Bir hoş geldin, beş gittin muhabbetinden sonra ise bölümün -daha sonra anladık ki en az iki bölümün- planı Doğan'dan gelmişti... Vahit Akça isminde bir iş adamı, Amerika'dan kaçak yollarla gelen ilaçları test etmek için fakir insanları kobay olarak kullanmaktadır ve hem bu oyununu ortaya çıkartacaklardır, hem de adamdan yüklü bir miktarda parayı iç edeceklerdir. Bu adamın en hassas olduğu noktası ise biricik kızı Ada'dır. Planın ilerleyen noktalarında ise -şansa- bu kıza ihtiyaçları olacaktır...


Bir şekilde içeri girmeleri gerekmektedir ve her zamanki gibi kirli işlerin adamı Karlos, bu işe de talip olmuştur. Karlos, kobay olacak ve bir şekilde içeri girmeye çalışacaktır... Ama ilk denemesinde başarılı olamaz. Sözde şirketten bir şekilde içeri girmeyi başarmıştır ama fazla abartılı oynadığı oyunu, kapının önüne koyulmasına yol açmıştır. Ama kapı dışarı edilmeden önce, özel bir kimlikle kobay insanların olduğu bölüme girilebildiğini ve ayrıca bu kimliklerden birinin adamın kızı Asya'da da olduğunu görmüştür.


Planın şekli ise değişime uğramıştır... Ferdi, kızı ayartacaktır ve bir şekilde o kimliği alacaktır. Hemen o gün ise planın değişen versiyonunu uygulamaya başlamışlardır. Bir kano yarışında olan Ada'yı etkilemek için Ferdi, onun arkadaşlarının olduğu takımın içerisine sızacaktır. Bunun için mücadele verecek isim ise bunca bölümdür bir arabaya bir de, restorandaki ofise sıkıştırılan Bahadır'dan başkası değildir. Kano yarışına katılacak adamlardan birini engellemek için, önce arabanın önüne atlamış ve daha sonra da bin bir gerekçeyle adamın yarışa katılmasına mani olmuştur. Bu sırada Ferdi, yarışa katılmak için hazır ve nazır bir şekilde kano takımının yanına gelmiş ve bekledikleri adamın, "işi çıktığı için kendisinin yarışmasını rica ettiği" yalanını söyleyerek, takıma dahil olmuştur. Olmuştur olmasına ama sanırsınız yılların kanocusu... İçerisinde olduğu takım, yarışı onun sayesinde(!) birincilikle bitirmiştir... Tabi bu sayede Ada'nın gözüne de girmiştir...

Bahadır ise oyaladığı adamla kanka olmuş, artık oyalamayı da bırakmış gayet sohbet etmektedirler. Ama değişen planın ikinci kısmı beklemektedir onları ve Karlos, Bahadır'ı aldığı gibi kızın güzergahındaki bir yolda pusu kurmuşlardır. Kız tam geçerken yola polislerin kullandığı çivili kapanlardan açtılar ve kızın arabasının dört tekeri de patladı. Hemen arkasından gelen son model bir spor arabadaki Ferdi ise kızı ayartmak için kullanacaktı bu şanssızlığı... Nitekim, yarış sırasında kızın diğerlerini davet ettiği evinde düzenleyeceği partiye bu yardım sonrasında Ferdi'de davet edilmişti. Plan tıkır tıkır işlemekteydi... Kız ayrıca gece için değişiklik olsun diye, arabesk şarkı söyleyecek bir şarkıcı arayacağını söylediğinde ise Ferdi'nin aklına hemen Yaren geldi ve o işi kendisinin halledeceğini söyledi. Kız bu duruma oldukça sevinmişti ama ondan da çok sevinen kişi, sahne alma fırsatı yakalayan Yaren olmuştu.

Muhtar ve Hayati'ye, Kandemir'in kardeşi olduğunu söyleyen Doğan'ın dedikodusu haliyle mahalleliye ikilimiz tarafından yayılmıştı. Kandemir'in bir kardeşi olduğunu kimse bilmiyordu ve Doğan'ın, Hayati'lere böyle söylediğinden bizimkilerin de haberi yoktu. Yine hep birlikte eve geldikleri bir anda, Hayati ve Şehriban'la karşılaştılar ve haliyle ikilimiz deşmeye başladı bu kardeş durumunu. Tabi bizimkiler de hemen kotardı durumu. Dayıları olduğunu, Kandemir'le de kardeş gibi oldukları için öyle söylediği yalanına inandırdılar bizimkileri. Hayati pek ikna olmuş gibi durmuyordu ama zaten onu bir şeye ikna etmek de imkansız malum. Adam ne kimseden memnun, ne de söylediklerinden emin. Tek doğru kendisi ona göre... Sorunlu Hatayi seni...

Akşam olmuş ve bizimkiler eve partiye gitmek için hazırdırlar. Ferdi, partiye gittiğinde hemen tüm kızların ilgi odağı oldu. Hayatlarında hiç erkek görmemiş gibi davranan sosyetik kızlarımızın elinden Ferdi'yi kurtarmak ise Ada'ya düşmüştü. Yaren, Karlos ve Bahadır ise eve gitmek için tam yola çıkacaklarken, kıskançlık nevrozları tutan Derya; zorla peşlerine takılmış, hep birlikte partinin olacağı eve gitmişlerdir.

Her bölüm bir şekilde bizimkileri sınayan Ceyhun ise yine senaryodaki oldukça zorlama bir sahneyle bizimkilerin gittiği siteye, Meltem'le ilgili bilgi almak için Esra ile yola çıkmışlardı. Yani hakikaten bu artık zorlamanın dik alasıydı... Sanırsın Ceyhun'u bizimkilere çeken görünmez bir mıknatıs var. Bu kadar da olmaz yani...


Ada'ların evine varan bizimkiler ise kulaklarımızın pasını sileceklerdir şimdi de... Evet, aynen... Yine Karlos ve Yaren'den şahane bir düet bizi beklemektedir. Aslında, bu bölümü izlemek için ekran karşısına oturan herkes de bu sahneyi beklemekteydi... Öyle ki gecenin heştegi(hashtag) #KarlosYarendüet'iydi.


Şahane bir Selami Şahin düeti sonrasında ise Ceyhun kapıda belirmişti... Kapıyı açan ise kendisine yazan bir kızdan kaçan(!) Bahadır'dan başkası değildi. Geldikleri yan villada kimse yoktur ve bilgi almak için partinin olduğu villaya gelmişlerdir... Tabi Bahadır hemen bizimkilere haber uçurmuştur. Yaren kendisine kaset vaat eden plak şirketi sahibini dahi bırakmıştır. Düşünün Ceyhun'un etkisini.


Ada'nın odasında kartını arayan Ferdi, kıskançlık krizlerindeki Derya ile kartı bulduktan sonra, Ceyhun'a yakalanmamak için evin ikinci katından atlamayı düşünmektedir. Ancak, tam pencereden dışarı çıkmıştı ki Ceyhun ve Esra oradan ayrılmaktaydı. Ayrıca Ferdi pencereden çıkmaya çalışırken, son anda kafasını villaya doğru çeviren Ceyhun'a görünmeden içeri geri girmişti.


Karlos ve Yaren ise villadan ayrılmış ve yan villanın bahçesindedirler. Saklandıkları ağacın burnunu kaşındırdığı Karlos ise ikili tam oradan geçerken hapşırmıştır. Ama son anda telefondan köpek havlaması sesi açtı da, köpeklerden çok korkan Esra; Ceyhun'un peşine düştüğü hapşırık sesinden vazgeçirdi... Saklandıkları ağacın içinden çıktıklarında ise Yaren, köpek sesine gönderme yaparak kaşımaktaydı Karlos'un sakallarını... Ceyhun gittikten sonra, evden Ferdi, Derya ve Bahadır bir bahaneyle kızın kartıyla birlikte ayrılmışlardı...


Ertesi gün ise Karlos yine kendini ateşlere atmak üzere adamın şirketindeydi. Yine aynı şekilde giyinmiş ve tek gözüne de mavi lensi takmıştı... Bir gün önce kapı dışarı atıldığı şirkete, kendini acındırarak yeniden girmiş ve bir şekilde kobayların olduğu yere gelmiştir ama kızın kartının bu bölüme erişimi yoktur. Haklı olarak babası, onu bu hain işlerinin dışında tutmak istiyordur... Çaresiz Karlos dışarı geri çıkmıştı ama Amerika'dan gelen yeni bir ilacın denenmesi gerekiyordu ve bunun içinde bir kobay bulması için Vahit bir adamını görevlendirmişti. Bulunacak kobay ise o sıra halen şirketin önünde dolaşan Karlos'dan başkası değildi. Karlos sonunda içeri girmeyi başarmıştı ama girmeden önce telefonunu adama vermek zorunda kalması, başına geleceklerin habercisi gibiydi. Kafasına takılı gizli bir kameradan ortamı kaydeden ve adamın onu bir yatağa zorla yatırdığı Karlos bu kadarının yeterli olduğunu öğrenememekteydi... Telefonu yoktu, üstüne bir de kameranın şarjı bitmiş ve görüntü de kesilmişti...Herkesin oldukça telaşlanmasının sebebi ise görüntünün son anlarında gelen bir hemşirenin, Karlos'un kolundan şırıngayla bir ilaç enjekte etmesi sebebiyleydi...

Doğan ve Kandemir, Ada'dan babasının ava gideceğini öğrenen Ferdi'nin onun söylediği av bölgesine doğru yola çıkmışlardır. Ferdi ise Karlos'u kurtarabilmek için içeriye girmenin bir yolunu bulmaya çalışmakta ve Ada'nın sayesinde girebileceğini düşünerek onu akşam yemeğine çıkartmıştır. Tam yemektelerken Derya pat diye ortada belirmiştir... Partide, Ferdi'nin abisi olduğunu söyleyen Derya'nın gelişini haliyle Ada yanlış anlamamıştır ama Derya, tam da yanlış anlamasını gerektirecek bir sahne için oradadır. Derya bir bahaneyle Ferdi'yi masadan kaldırmış ve balkona çıkmışlardır...


Bu sırada ise Kandemir ve Doğan, avdaki Vahit'i avlamaktadırlar... Vahit ve adamları av sırasında bir notebook bulmuş ve bu notebookta kobayların görüntüsünün olduğu bir video yüklüdür. Tam bu sırada Kandemir ve Doğan ellerinde tüfek orada belirmiş ve bir saat içerisinde beş yüz bin lira para gelmezse, bu görüntüleri herkese yayacaklarıyla tehdit etmişlerdir adamı...

Balkonda Ferdi ve Derya ateşli bir tartışmaya başlamışlardır. Derya artık açıkça ondan hoşlandığını dile getirmekteyken, Ferdi'de aynı şeyleri dile getirmektedir ama bunları konuşmanın yerinin orası olmadığını da haklı olarak söylemektedir. Ancak Derya'nın susmaya hiç niyeti yoktur ve konuşmanın sonu ikilinin öpücüğüne doğru kaymaktadır... Masada uzun süre bekleyen Ada ise ikiliyi bulmak için masadan kalkmıştır. Bu sahnelerde bir av sahnesi bir bu restoran sahnesi derken, Ada birden şok olduğu bir görüntü görmüş ifadesi takınmış ve bölümün perdesi aşağıya inmiştir...

Her iki konu oldukça muallakta bırakılarak bitirildi bölüm. Yazının başında da belirttiğim gibi, ilk defa giriştikleri bir oyun ikinci bölüme sarkıyordu... Böyle olması daha mı iyi karar veremedim ben açıkçası. Çünkü başından sonuna oldukça karmaşık bir olay örgüsü sunulmuşken bize, bu örgüyü çözmek için bir bölüm yetmemişti Uğraş Güneş'e. Yani, bu tür olayların iki belki de üç bölüme sıçrayışının bize olumsuz etkisi; dün geceki gibi karmakarışık olay örgüleri içerisinde kaybolmamızı sağlayacak gibi görünmesi. O kadar karmaşıktı ki, Şehriban ve Maşuka'nın didişmeleri, Ceyhun'un Derya'ya evlenme teklifi etmek isteyişi ve Maşuka, Şehriban ikilisinin yüzük alma maceralarını işte böyle yazının sonunda üstün körü anlatabiliyorum sadece... Bakalım böylesine ambale olmuşken ben, haftaya aynı heyecanla ekran karşısına oturabilecek miyim...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder