20 Ekim 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Öykü'nün kaybedişleri


Çok sinirlendiğim geçen bölümün ardından, aslında yazmamaya niyetliydim bu bölümü. Galip Derviş yeni sezona başlayacakken hazır, pazartesi günü için onu yazarım diyordum ama yine bir ton saçmalık olsa bile analizlere devam kararı aldım. Galip Derviş de çarşamba gününe kaldı. Malum yarın da Ulan İstanbul'un analizi var-yazar burada reklam yapıyor-. Nerede kalmıştık, hah! Kiraz Mevsimi diyordum... Ah senaristler ah!.. Dizi dün akşam yayınlanan on beşinci bölümüyle ekrana geldi ve başından sonuna sürekli değişen dengeleriyle sistemimi, alt-üst etti...

Diziyi geçtiğimiz bölümce, Öykü'nün oldukça başarılı geçen defilesinde bırakmıştık. Öykü, Setenay gelmediği için gelinliği giyip kendisi çıkmıştı podyuma... Herkes önce şaşkın, sonra da oldukça beğenmiş gözlerle izlemekteydi onu ve bu sahne ile birlikte bölümün perdesi aşağıya inmişti... 

On beşinci bölüm



Öykü, gelinlikle podyuma çıktığı için oldukça kızmaktadır kendisine... Önem'in bu olanlara çok kızmış olduğundan korkmaktadır ve tam da bu sırada Şeyma gelir yanına... Yüzündeki her zamanki sinir pozu, birazdan olacakların habercisi gibidir... Öykü yeniden saçmalamalara başlamıştır. Kimse beğenmedi, Önem çok kızdı, çok kötü bir tercihti derken; bu sefer de Önem geldi podyumun hemen arkasına... Önem ona "ne duruyorsun sen burada hala?" dediğinde, kızdığını ve hemen orayı terk etmesini istediğini düşünmüştü ama aslında olan, podyuma çıkmasını istediğiydi... Tam bu sırada da, Şeyma'ya dönüp kinayeli bir şekilde, "sen bu defile için ne yaptın?" diye sorar ve hemen ardından "çizimleri dikim evine göndermiştin değil mi?" der... İşte ipler de tam bundan sonra kopar... Öykü duydukları karşısında şoka girer ve Şeyma'ya yaptıklarının hesabını sormaya başlar... Birden konuşmaları da dışarıya yansır ve gol, ikili saç saça baş başa podyuma düşerler... Bu zamana kadar Şeyma'nın gözüne gözüne soktuğu kötülüklere ses çıkartmayan kız, tam hayatının dönüm noktasının olduğu gece dank eder!.. Olanlarsa evlere şenlik... Önem yıkılır, Evren küplere biner ve geri kalan herkes de aynı duyguyla onları izler... Olan olmuştur artık, Öykü'nün kariyeri başlamadan bitmek üzeredir...


Buradan Mete'lerin evine geçeriz. Hem suçlu hem de güçlü Şeyma yine sahnededir ve Mete ile girdikleri kavgada, "ya özür dilersin ya da ..." sözü Şeyma hanımın evden postalanmasına zemin hazırlamıştır... Öykü'ler de hazırlanmaktadır gitmek için, Şeyma o sırada odaya girer "siz kalın, ben gidiyorum" der ve evi terk eder... Bu arada, sanırım o bavullarını hazırlamış bekletiyor her an evden postalanma ihtimaline karşı. Hangi arada derede bavul hazırladı, anlayamadım ben zira... Onun ardından bizimkiler de gitmek ister ama Mete onları durdurur... Kendi içlerindeki hüzünle, geceyi orada geçirirler...


Önem olanlardan sonra haklı olarak çok sinirlidir. Ama her şeyin Şeyma'nın başının altından çıktığını bile bile Öykü'yü bu denli gözden çıkartmasının sebebi, ne Evren'le bozulan iş ilişkileri ne de mahvolan defileydi bana göre... Asıl sebep, bölümün sonunda da an beyan kendisini hissettiren kıskançlık dürtüsüydü... Meral'i, Bülent'den delicesine kıskanırken bunca şeyin üst üste gelmesi onu bu yola itmişti... Bir yere kadar haklı ama bir yerden sonrası büyük bir densizlikti... Ayaz'ın o gece eve gelip, Öykü'yü savunmaya çalışmasını dinleme tenezzülü göstermedi Önem ve ne yazık ki yapacağı sadece dinlememekle kalmayacaktı...




Ayaz sabah olduğunda yine Mete'lerin kapısında beklemektedir bizimkileri... Mahalleye geldiklerinde ise gördükleri manzara, tüm olanların üzerine tuz biber eker cinstendi. Eve birileri taşınıyordu ve  buna müdahale etmeden durmaları mümkün değildi. Nitekim, hemen bir plan yaptılar ve önce yeni taşınanların açıklarını aramaya koyuldular... İkilimiz evin kapısına geldiklerinde, yeni kiracıların karşısına hala kim olarak çıkacaklarına karar verememişlerken; o sırada evdeki çöpleri sevgi pıtırcığı kiracılar birlikte atmaya karar verirler ve kapıyı açtıklarında da bizimkilerle karşı karşıya gelirler... Bir ton saçmalama, bir ton çelişkili evlilik hikayesinin ardından; -sözde- komşuları olarak onları yemeğe çıkmaya ikna ederler... İlker'lerin restorantında da ilk olarak, haklarında bilgi almaya çalışırlar... Önce bu konuda pek başarılı olamasalar da, sonradan yeni kiracıların açıkları bir bir ortaya çıkmaya başlar... Gelin kaynana ilişkisinden, kadının batıl inançlarına kadar her şey gündeme bomba gibi düşer ve akşam olduğunda da planın ikinci kısmı başlar...




Burcu ve Emre bu sefer komşu ayağına kapılarına dikilir kiracıların... Adamla kadını uydurdukları cinli perili hikayelere inandırmaya çalışmaktadırlar. Tam o sırada da aşağıdan Ayaz evin elektriğini keser ve aksiyon da bundan sonra başlar... Kiracılar evde fener aramaya çıkmışken Emre, Ayaz ve Öykü'yü içeriye alır. Üst katın merdivenlerine çıkar ve korku planının efekt kısmını üstlenirler... Üstlenirler, üstlenmesine ama başarılı olamayacaklardır... Adam gelen seslerin ardından aldığı beyzbol sopasıyla üst kata çıkmaya kalkmasın mı?.. Emre'nin bütün engellemelerine karşılık, adam yukarıya gider. Burcu ve onu büyük bir korku sararken; Öykü, Ayaz'la odasının kapı arkasına saklanır. Adam karanlıkta çok da üzerine düşmediği bu arayışın ardından, odanın kapısını kitleyip aşağıya iner. Bizimkiler orada kilitli kalır ve adam Burcu ve Emre'yi evden gönderir... 



Odada mahsur kalmalarını fırsata çevirmek ise Ayaz'a düşmüştür... Önce Öykü yatağa kendini almıyor diye yerde debelenirken, yatağa çıktığında da bir türlü sığışamazlar!.. Öykü maşallah incecik cüssesine rağmen, yatağı gasp edip çocuğu kenara ittirir durur... En sonunda da, birbirlerine sarılarak uyumanın en doğrusu olduğuna karar verirler... 


Meral ise Önem ile konuşup, Öykü'yü affettirmenin derdindedir. Aslında bilmeden, Öykü'ye de kötülük etmektedir. Televizyonlar bangır bangır oklarını yöneltmişken, üzerinde gecelik bunalım takılan Önem, karşısında Meral ve Bülent'i görünce şaşırır ve kızar... Bülent'in gelmesine değil de, Meral'in gelişine kızar elbette... Onu gergin gören Meral, mutfağa gidip güzel bir bitki çayı hazırlar ve içeriye gelir... Önem'den, Öykü'ye bir şans daha vermesini istemektedir... Ertesi gün için bir basın toplantısı düzenlemesini ve Öykü'nün kendisinden basın önünde özür dileyerek, konunun kapanabileceğinden bahseder... Önem'in de bu fikir oldukça hoşuna gider ama hiçbir şey kimsenin -ben dahil- beklediği gibi olmayacaktır... Onları yolcu ettikten sonra, basın danışmanını arayıp yarın için basın toplantısı hazırlamasını ister...


Defileden sonra, özenle bahsetmediğim Şeyma'ya da gelsin madem biraz sıra... Mete ile ettiği kavgadan sonra Olcay'ın evine geldi... Olcay onu büyük bir misafirperverlikle karşıladı ve sabah olduğunda da o işe gitti, Şeyma evde kaldı... Bu sırada yanlışlıkla Mete'nin araması sonrası telefonu çalan Şeyma, onun Burcu ile olan hararetli konuşmalarını duyar ve küplere biner... O sırada Burcu, Mete'lerde Şeyma'nın başını koparttığı Öykü'nün ayısının başını dikmekle meşguldür... Ama eli o kadar yavaştır ki, o daha ayının bir başını dikmeden, duyduğu konuşmalar sonrası sinirlenen Şeyma çağırmasın mı Emre'yi Olcay'ın evine?.. O da yanlışlıkla aramış gibi Mete'ye telefon eder... Mete ise karşısındaki erkek sesi sebebiyle yine bunalıma girer ve amacına ulaşan Şeyma aramayı sonlandırır... Allahtan sesin Emre'nin olduğunu anlamadı... Yoksa kabak oğlanın başına patlayacaktı... Mete'nin ona olan kızgınlığı doruk noktasında gezerken, Emre gitmiş ve bunalım takılan Şeyma da Olcay'ın evinin altını üstüne getirmiştir...


Olcay eve geldiğinde ise görüğü manzara karşısında şoka girer... Tam bu sırada da, Mete arar ancak Şeyma ona posta koyar bir güzel... Olcay'ın ise bugüne kadar neden, bunca lanetli tarafına karşılık Şeyma'nın yanında olduğunu öğreniriz... Ailesi tarafından reddedilmiş bir insandır Olcay ve uzun yıllardır, bunun getirdiği yalnızlığı yaşamaktadır... Bu yıllardan sonra ise tek dostu Şeyma olunca, yaptığı kötülüklere ses çıkartmamakta ve destek olmaktadır... İşte bunu itiraf ettikten sonra, Öykü'nün aslında ne kadar iyi bir kız olduğundan bahseder ve sabah Emre'nin söylediklerini de bunun üstüne koyan Şeyma, yine ılımlı moduna dönüş yapar... 




Sabah olduğunda Ayaz ve Öykü sevgi pıtırcığı misali uyanmışlardır ama evden çıkmak tam bir dert gibi gözükmektedir. Tam da Öykü, telefonuna Önem'den gelen mesajı okumasın mı?.. En kısa sürede evden çıkmaları gerekmektedir, Ayaz odanın kapısını kırar ve dışarı çıktıklarında kiracıların evden taşındığını görürler... Plan tutmuştur ama çabucak Öykü'nün moda evine yetişmesi gerekmektedir... Onlar evden çıkıp yola koyulmuşken, Şeyma oraya gelir. Tam bu sırada da yeni kiracıları, ilk günden evi terk eden ev sahibi de gelir ve Şeyma'nın yeniden 360 derece olan -%100 geçici olacak-melekliğine dönüşünü izleriz... Öykü ve annesinin verdiği mücadeleyi ve kendisinin bu mücadeleyi nasıl bok ettiğini anlatır... Kadın, biriken borçlarını ödemeleri karşılığında eve taşınmalarına izin verir ve tam bu sırada Şeyma, borca karşılık Mete'nin aldığı yüzüğü çıkartıp kadına verir... Şeyma'dan beklenmeyecek enstantaneler... Umarım son olmaz ama olacağı da kesin... Zira, bu olaydan sonra Olcay'ın evine döndüğünde, Mete'yi onun üst komşusundan çıkarken görür. Mete, okuldan arkadaşı bu kadınla gece kulübünde karşılaşmış ve sonrasında da onda kalmıştır. Sabah evden ayrıldığı zaman da, Şeyma'nın oraya geldiği zamana denk gelir(!) tabi ki. Şeyma bu manzara karşısında hüzne boğulurken, en azından bir süre melek kalacağı ama en sonunda yeniden şeytana dönüşeceğinin sinyalleri verilir... 



Yolda Ayaz'ın arabasının bozulacağı tutarken, zar zor Öykü toplantıya taksiyle yetişmiştir... Gazetecileri görünce küçük çaplı bir şok geçirip, biraz aptallaşır aslında ama hemen sonrasında Önem'in yanında yerini alır... Sıra Önem'in intikam vaktindedir... Konuşmasına oldukça ılımlı ve sevecen başlayan Önem, kurduğu cümleler uzadıkça Öykü'yü yerin dibine sokmaya başlar... Ne annesinin bulaşıkçılık yaptığı, ne evden atıldıkları, ne de düşkün durumda oldukları kalır anlatılmadık... En sonunda da bombayı patlatır ve aciz birine yardımcı olur gibi, aldığı evin anahtarlarını uzatır Öykü'ye... Öykü, anahtarları almıştır ama bir şokla ayağa kalkıp, anahtarları masaya taş atar misali koyması uzun sürmez... İstifa ettiğini söyler ve orayı terk eder... Şahane bir anne ve insan olan Önem'in böyle evrim geçirmesini sevmedim... Umarım yakın zamanda yaptıklarının vehametini algılar ve eski moduna döner. Zira, bu yaptığıyla olan saygınlığını da yitirdi bence insanların gözünde... 



Geçen bölüm diziye dahil olan Derin'de toplantıdadır ve Öykü'nün ardından gider o da... Öykü'yü teselli etmeye çalışır ve ona iş teklif eder... Tam bu anda da Ayaz gelir oraya... Zaten geçen günkü sergisinde Öykü'nün fotoğrafını kullanmış olduğu için Derin'e oldukça kızgınken, bu gördüğü manzara karşısında iyice hiddetlenir ve bölümün perdesi aşağıya iner... 

Sürekli inip çıkan bir grafik vardı bölüm boyu dizide. Ambale olduğumu söylersem pek de yanlış olmaz bu sebeple... Yaratılan olay örgüleri ve iniş çıkışları arasında, fena bir git-gel yaşadık. Bir umut, bir umutsuzluk, bir umut derken, çifte umutsuzlukla bölüm bitti... Kiraz Mevsimi, her geçen bölüm beni biraz daha şaşırtıyor ve aynı zamanda da korkutuyor... Çünkü artık ne olacağını tahmin edemez hale geldik... Bundan sonra da şöyle olur demenin imkanı yok... Her an bir gerilim, bir aksiyon ve kaybeden de hep Öykü... Ona şimdi bir de Ayaz dahil oluyor... Artık, Öykü'yü seven tek adam olmayacağı kesin ama vereceği mücadelenin, Öykü için ne kadar değerli olacağı da bir o kadar kesin...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder